Back to Surah
Word Analysis & Comparison
1. Surah 7. Verse
Word Analysis
ṣirāṭa
(The) path
ٱلَّذِينَ
alladhīna
(of) those
anʿamta
You have bestowed (Your) Favors
عَلَيْهِمْ
ʿalayhim
on them
ghayri
not (of)
l-maghḍūbi
those who earned (Your) wrath
عَلَيْهِمْ
ʿalayhim
on themselves
وَلَا
walā
and not
l-ḍālīna
(of) those who go astray
Rashad Khalifa
The Final Testament
the path of those whom You blessed; not of those who have deserved wrath, nor of the strayers.
The Monotheist Group
The Quran: A Monotheist Translation
The path of those You have blessed, not of those who have incurred the wrath, nor the misguided.
Edip-Layth
Quran: A Reformist Translation
the way of those whom you blessed; not of those who received anger, nor of the strayers.
Abdul Haleem
Holy Quran Translation
the path of those You have blessed, those who incur no anger and who have not gone astray.
Al-Hilali & Khan
Holy Quran Translation
The Way of those on whom You have bestowed Your Grace[1] , not (the way) of those who earned Your Anger [2] (i.e. those who knew the Truth, but did not follow it) nor of those who went astray (i.e. those who did not follow the Truth out of ignorance and error). [3], [4]
Abdullah Yusuf Ali
Holy Quran Translation
The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.
Abul A'la Maududi
Tafhim commentary
The way of those whom You have favoured[1], who did not incur Your wrath, who are not astray[2].
1
This defines the 'straight way' which we ask God to open to us. It is the way which has always been followed by those who have enjoyed God's favours and blessings. This is the way which has been trodden from the beginning of time by all those individuals and communities that have unfailingly enjoyed God's favours and blessings.
2
This makes it clear that the recipients of God's favour are not those who appear, briefly, to enjoy worldly prosperity and success; all too often, these people are among those whom God has condemned because they have lost sight of the true path of salvation and happiness. This negative explanation makes it quite clear that in'am (favour) denotes all those real and abiding favours and blessings which one receives in reward for righteous conduct through God's approval and pleasure, rather than those apparent and fleeting favours which the Pharaohs, Nimrods and Korahs (Qaruns) used to receive in the past, and which are enjoyed even today by people notorious for oppression, evil and corruption.
Marmaduke Pickthall
Holy Quran Translation
The path of those whom Thou hast favoured; Not the (path) of those who earn Thine anger nor of those who go astray.
Taqi Usmani
Holy Quran Translation
the path of those on whom You have bestowed Your Grace, not of those who have incurred Your wrath, nor of those who have gone astray.
Mustafa Khattab
The Clear Quran
the Path of those You have blessed—not those You are displeased with, or those who are astray.[1] 
Mohamed Ahmed - Samira
Holy Quran Translation
The path of those You have blessed, Not of those who have earned Your anger, nor those who have gone astray.
Amatul Rahman Omar
Holy Quran Translation
The path of those on whom You have bestowed (Your) blessings, those who have not incurred (Your) displeasure, and those who have not gone astray.
Arthur John Arberry
Holy Quran Translation
the path of those whom Thou hast blessed, not of those against whom Thou art wrathful, nor of those who are astray.
E. Henry Palmer
Holy Quran Translation
the path of those Thou art gracious to; not of those Thou art wroth with; nor of those who err.
Mahmoud Ghali
Holy Quran Translation
The Path of the ones whom You have favored, other than that of the ones against whom You are angered, and not (that of) the erring. (It is customary to say "amîn" "amen" at the end of this Surah).
Bijan Moeinian
Holy Quran Translation
The path paved by those who received your blessings and not the ones who (deserved) your anger and lost (forever) in darkness.
Aisha Bewley
Holy Quran Translation
the Path of those You have blessed, not of those with anger on them, nor of the misguided.
Hamid S. Aziz
Holy Quran Translation
Not of those who earn Thy wrath; nor of those who go astray.
Ali Quli Qarai
Holy Quran Translation
the path of those whom You have blessed —such as have not incurred Your wrath, nor are astray.
George Sale
Holy Quran Translation
in the way of those to whom Thou hast been gracious; not of those against whom Thou art incensed, nor of those who go astray.
Abdel Khalek Himmat
Al- Muntakhab
The path where those You guided were covered and protected by Your gracious wing, not the path of those who came within the measure of Your wrath, nor the path of those lost in a maze.
Muhammad Asad
Holy Quran Translation
The way of those upon whom Thou hast bestowed Thy blessings, not of those who have been condemned [by Thee], nor of those who go astray!
Syed Vickar Ahamed
Holy Quran Translation
The Path of those on whom You have bestowed Your Mercy, those whose (share) is not anger, against whom You have sent (Your) wrath, and (those) who do not become lost, nor the erring (ones).
Progressive Muslims
Holy Quran Translation
The path of those whom You have blessed, not those who have incurred the wrath, nor the misguided.
Shabbir Ahmed
Holy Quran Translation
This has always been the Way of those whom You rewarded. And not the path of those who had to face Your Requital (for blind following and arrogance), and not the path of those who faltered and deviated from the Straight Path.
Sahih International
(Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)
The path of those upon whom You have bestowed favor, not of those who have evoked [Your] anger or of those who are astray.
Sam Gerrans
The Qur'an: A Complete Revelation
The path of those whom Thou hast favoured; not of those who incur wrath, nor of those who go astray.
Ahmed Hulusi
Türkçe Kur'an Çözümü
Ki o, in'amda bulunduklarının (nefslerinin hakikati olan Allah Esma'sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların) yoluna. . . Gazabına uğrayanların (alemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların) Ve (Hakikatten - Vahid-ül AHAD üs Samed olan Allah ismiyle işaret edilen, anlayışından) saparak şirk koşanların yoluna değil.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.
Bayraktar Bayraklı
Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali
gazaba uğramışların ve sapıkların yoluna değil!
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Mesaj: Kuran Çevirisi
Gazaba uğrayanların ve sapmışların değil; kendilerine iyilikte bulunduğun kimselerin yoluna...
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O kendilerine in'am ettiğin mes'utların yoluna. Ne o gadap olunanların ne de sapgınların
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kur'an-ı Kerim Meali
O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne o gazap olunanların ne de sapkınların!
Gültekin Onan
Kur'an-ı Kerim Meali
(6-7) Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışların değil.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.
İbni Kesir
Kur'an-ı Kerim Meali
Nimete erdirdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerinkine değil.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Nimet bahşettiklerinin yoluna; gazab(ın)a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
(6-7) Bizi doğru yola, nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil..
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
ni'met verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmiş olanların ve sapmışların yoluna değil. (ya Rabbi)!
Yaşar Nuri Öztürk
Kur'an-ı Kerim Meali
Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
Mustafa İslamoğlu
Hayat Kitabı Kur’an
Nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kerim Kur'an
Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Nimet verdiklerinin yoluna... Öfkeye uğrayanların ve sapkınların değil!"
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Süleymaniye Vakfı Meali
Mutluluk verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğramamış ve sapıtmamış olanların yoluna. (Amin)[1]
1
"Kim Allah'a ve Elçisine boyun eğerse onlar, Allah'ın mutluluk (nimet) verdiği nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar!" (Nisa 4/69)
Edip Yüksel
Mesaj: Kuran Çevirisi
Gazaba uğrayanların ve sapmışların değil; kendilerine iyilikte bulunduğun kimselerin yoluna...
Mehmet Okuyan
Kur’an Meal-Tefsir
(6, 7) Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin[1] yoluna ulaştır; gazaba uğratılmışların ve sapkınların yoluna değil.[2]
1
Bu ayetin açılımı Nisâ 4:69'da yer almaktadır.
2
Bu ayetler "Bizi doğru yolda; kendilerine nimet verdiklerinin yolunda sabit kıl ki onlar, senin gazabına yol açacak amellerde bulunmayan ve doğru yoldan sapmayanlardır" şeklinde de tercüme edilebilir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kerim Kur'an
Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı Meali
Nimet verdiğin kimselerin[1] yoluna; öfkeni hak etmemiş[2] ve sapıtmamış[3] olanların yoluna!(Amin)[4]
1
Allah'ın nimet verdiği kimseler; nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerdir ({{4:69}}Nisa, 4/69{{/}}).
2
Öfke, Arapçadaki gazabın karşılığıdır. Öfkeyi hak etmiş olanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Yahudiler ({{2:61}}Bakara 2/61{{/}},{{2:90}} 90{{/}}; {{3:112}}Ali-İmran 3/112{{/}}; {{5:60}}Maide 5/60{{/}}; {{7:152}}A´raf 7/152{{/}}); bir mümini kasten öldürenler ({{4:93}}Nisa 4/93{{/}}); hakikate karşı direnenler ({{7:71}}A´raf 7/71{{/}}); savaş meydanından kaçanlar ({{8:16}}Enfal 8/16{{/}}); dinden dönenler ({{16:106}}Nahl 16/106{{/}}); taşkınlık yapanlar ({{20:81}}Taha 20/81{{/}}); Allah hakkında haksız tartışmaya girenler ({{42:16}}Şura 42/16{{/}}); iffetsiz olduğu halde kendini temize çıkarmak için kocasına iftira atan kadınlar ({{24:9}}Nur 24/9{{/}}); münafık erkek ve münafık kadınlar ile müşrik erkek ve müşrik kadınlar ({{48:6}}Fetih 48/6{{/}}).
3
Sapıtanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar ({{23:105}}Mü'minun 23/105{{/}}-{{23:106}}106{{/}}); inandıktan sonra kafir olanlar ({{5:12}}Maide 5/12{{/}}); Allah´ın yolundan engelleyenler ({{4:167}}Nisa 4/167{{/}}); din konusunda haddi aşanlar ({{5:77}}Maide 5/77{{/}}); zanna tabi olanlar ({{6:116}}Enam 6/116{{/}}); dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenler ({{14:3}}İbrahim 14/3{{/}}); Allah'a ortak koşanlar ({{4:116}}Nisa 4/116{{/}}); fasıklar ({{5:108}}Maide 5/108{{/}}; {{6:77}}En'am 6/77{{/}}); Allah´tan başkasına dua edenler ({{46:5}}Ahkaf 46/5{{/}}; {{22:12}}Hac 22/12{{/}}); Allah´ı bırakıp şeytanları veli edinenler ({{7:30}}A´raf 7/30{{/}}); zalimler ({{19:38}}Meryem 19/38{{/}}); Allah'a ve Resulüne isyan edenler ({{33:36}}Ahzab 33/36{{/}}); Allah´ın zikrine, kitabına karşı katı tutum sergileyenler ({{39:22}}Zümer 39/22{{/}}); Allah´ın davetçilerinin çağrısını kabul etmeyenler ({{46:32}}Ahkaf 46/32{{/}}); kıyameti inkar edenler ({{42:18}}Şura 42/18{{/}}); münafıklar ({{2:16}}Bakara 2/8-16{{/}}); Allah´ın indirdiği kitapları gizleyenler ({{2:174}}Bakara 2/174-{{/}}{{2:175}}175{{/}}); kafirler ({{4:136}}Nisa 4/136{{/}}); müşrikler ({{4:116}}Nisa 4/116{{/}}; {{14:30}}İbrahim 14/30{{/}}); dünya malı ve ziynetlerine aldanıp haktan uzaklaşanlar ({{10:88}}Yunus 10/88{{/}}); nefsinin arzularına uyanlar ({{12:30}}Yusuf 12/30{{/}}); Allah´ın kitabından uzaklaşanlar ({{20:52}}Taha 20/52{{/}}; {{31:6}}Lokman 31/6{{/}}); Allah´ın kitabından delil getirmeden Allah hakkında konuşanlara uyanlar ({{22:8}}Hac 22/8-9{{/}}); kötüleri dost edinenler ({{25:28}}Furkan 25/28{{/}}-{{25:29}}29{{/}}); hakikati yalanlayanlar ({{68:7}}Kalem 68/7-8{{/}}).
4
Amin, duanın arkasından söylenen "Allahım kabul et!" anlamında bir sözdür. (Lisanu'l-Arab) Kelime Kur'an'da geçmez. Nebimizin, namaz kıldırırken Fatiha'yı bitirmesinin ardından amin dediği, cemaatin de amin demesini istediği rivayet edilmiştir. (Buhari, "Tefsir", 2; Müslim, "Salat", 62, 87).
-